İzleyiciler

21 Eylül 2015 Pazartesi

Ve buyuyor kadin

Kizginim belki de ofkeli. Kime neye ve neden bilmiyorum. Cevap aramaya kalkinca dakalbimin 50 bin kisilik Yeniçeri  ordusu ile gozlerime hucum baslattigini hissediyorum. Insan gercekten kendi kaderini kendimi yaziyor ? Aslinda bize birakilan baskasinin yasadigi kaderin tohumunu buyutmek degil mi ? Mesela annem yanlis bir evlilik yapmasaydi o yanlis evliligin meyvesi olmasaydim cok baska yerde cok baska insanlarin kendi kaderini yazma meraki yuzunden bir baskasinin daginikliklarini topluyor mu olurdum ? Hic bir sey bizim kendi kaderimiz degil. Bize birakilan mirasi sekillendirmek belki de. Bir cok insanin hayatini etkiliyor verdigimiz kararlar. Bakkaldan aldigin her ekmegin o bakkali ayakta tutmasi gibi. Mesela babam sonrdan evlenmeseydi iki cocuk daha yapmasaydi ve bir sekilde bizim ile ilgilenmesi gerektigini anlasaydi o zaman babamin kendi kaderini yazma meraki yuzunden yapmış oldugum hatali yapmazdim. Garip olan su ki hic bir hatam icin pisman degilim.savruk umursamaz ve dolu dolu gecirdigim yillarin ve acilarin kucucuk bir kizi nasil olgun bir kadin yaptigini fark edemezdim o zaman.kendimden yaslarca buyuk insanlar ile dostluk yapamaz oqnlri anlayamaz ya da kendimi anlatamazdim. Hergun telefon ile mesafelere karsi koydugum olmadi belki baba korkusu ile 1 gece disari cikmak icin annemi kandirma cabarim veli toplantisina gelen babar ile babamin kurdugu erkek dostluğu  yada ozgurce yasadigim bir cocuklugum da yoktu. Varsin olmasindi zaten. Ben kucuk yasta anne olmayi ogrendim. Bir anla yada evlattan cok ebeveyn  oldum. Yuklenmis onca sorumlulugun altinda ezildigim gunlerim annem fark etmesin diye dile getiremedigim dertlerim de oldu. Baskalarjna kendk derdimi dokmektense hel baskasinin derdini dinlerken  buldum kendimi. Cok bunaldigim da annemi arayip yakinmak istedigim de onun agrilari sikintilari daha agir basti.nasilsin nasil hissediyorsun yemek yedin mi diye sorulmasini bekledigim telefonlari hep "ben iyiyim beni boşver  anlat sen" diye gecistirmek zorunda kaldim. Susarak ciglik attim. En buyuk dert ortagimin yanlizligim oldugunu fark ettigim andan itibaren kimseye kendiligimden telefon etmemeye basladim. Eskiden ozledigim dostlarima aileme gunaydin mesajlari atarken yavas yavas o mesajlarin ben atmadigim icin bana atıldığını fark ettigimde de cevap vermedigimi fark ettim.
Umursamaz ve sorgulamaz tavrimin yaninda  bir cok kisiye icimden sitem eden bagrislar ile yakardigimi gordum. Sessiz cigliklarimin fark edilmesini istemedim.istemiyorum da. Ben artik dayatma ile yapilan seyleri sevmedim. Bende ozledim hadi gelsene yerine ah haftasonu sendeyim o zaman denmesini bekledim. Iclal Aydin'in " sarkilar seni söyler " siirinin tam ortasinda buldum kendimi. Onunda mutfagi benimki gibi dert ortagiydi. Ve ben bir kere daha sevdim tanimadigim bu kadini. Bilmedigim gormedigim birinin de benimle ayni duygulari hissetmesi icimi acitti. Bana ozgu degildi iste bir bir sey. O kendimi buldugum sarkilardaki acilari baskalari da hissediyordu. Yazmisti bunu ve herkes dinliyordu artik.ve simdi daha az uyudugumu fark ettim. Sahi o sevdigin uykulari ne zaman biraktim ben ? Ne ara gece yataktan kalkip sigara icer oldum. Oglne yemeginde nescafe icecek kadar neydi icimi burkan.daha cok kitap okumaya basladim. Daha cok muzik dinledigimi fark ettim. Ya da artık insanların dertlerini onemsemedigimi. Yeni aliskanliklarim guzeldi iste. Yeni bir seyler ogrenmeme ve farkli dusunmeme sebep olan seyler yani. Sonrada bana iyi gelenin aynada ki yansimam oldugunu fark ettim. Ic sesim o kadar gercek bir dosttu ki acimasizca her an bir tokat gibi vuruyordu yuzume dogrularini hayatin. Artik bir polyana degildim iste. Bunu da almisti sonunda insanlar elimden. Halbuki ben ne kadar da mutluydum hayal dunyamda. Artik hayal kuramiyorum. Daha cok gercekler ile konusuyorum. Pembe panjurlu goblen desneli beyaz bir abians kurdugum salonumda turlu turlu kurabiyeler yaptigim bir tane tozun ucusmadigi hayal odam da karsiladigim o kucuk dunyam yok artik. En kotusu de ne biliyor musun artik pembeyi sevmiyorum

19 Haziran 2015 Cuma

günümüz insan halleri

Şu an Bodrum'un essiz guzel ruzgarinda ayagini yorganima gore degilde veranda da koktuguma gore uzatip kahvemi ve sigarami iciyorum. Aslinda  hayatim ile ilgili yazmak istedigim okadar cok sey var ki. Hatirladigim 22 - 23 sene icin. Ama anlatmaya kuyamadigim seyler var mesela. Su kadarini kitaba saklayayim dedigim ya da. Mesela hasta bakmaktan nefret ediyorum. Hic tarzim olan bir sey degil. Hastayken ilgide beklemiyorum sadece anlayis. Bu sene geldik geleli ki 5 gun oluyor henuz annem dis agrisi ile kivraniyor. Ne yazik ki dis agrisini cok iyi bicimde biliyorum ve bir sey de yapamiyorum. Oyle ay sevgilim hasta olsunda corbalar yaoayim falan hic tarzim degil. Bana degmeyen yilan bin yasasin diye dusunen insanlardan da degilim. Haksizliga tahammulum yok. Mesela sinirlenince agzimdan cikan kelimelere mukayet olamiyorum. Gozlerim donuyor resmen. Pisman olsam da sonradan pek geri adim da atmiyorum. hatta bazen daha da ustune gidiyorum insanin. Öyle mıç mıç sevgililere de anlam veremem. Her dakika el ele goz goze. Bunalirim bi kere ben. Iki gun sonra kavga yaratirim. Annem huzursuzluktan beslendigimi soyler hep. Hic bir sozune bu kadar katilmamistim sanirim. Ayni karaktere sahip oldugum lise arkadasim Hande varm gecenlerde geldi bize. Onunla o kadar ayniyiz ki. Sinirimiz tepkilerimiz  yememiz icmemiz bile. Onunla cok iyi geliriz birbirimize. Karanliktan cok korkmam da deprem denilen illetten cok korkarim. Beni birak gecenin 3 u 5 i heryerden evime gram korkmadan donerim mesela. Gok gurultusunden korkarim ama.uykumda ata dogduktan sonra tilki uykusu oldu. Her sese ve isiga uyaniyorum. Cok nadir baygin yatarim oda gunlerin yorgunlugu ustume cokerse.
Eskiden su genc kizlik donemlerimde kiskancligin tavan yaptigi durumlardaydim. Adamin ele gecirilmedik ozel tek bir sosyal baglantisi kalmazdi. Esime de yaptim ilk tanistigimiz zamanlar. Ama insan hamur gibi yagruluyor zamanla. Mayalaniyor. Kabariyor Ve hayata hazir hale geliyor. Simdi kiskanmiyorum. Guvenmeyi ogrendim. ve kiskanilmakta istemiyorum. Eskiden cok hosuma giden su herseyime karisilma durumu suan gozume asiri eziklik ve guvensizlik olarak geliyor. Ciftler birbirine guvenmeliler. 
Esim ile yillar suresince okadar sey atlattik ki guvenmeyi ogrendik. Simdi herseyden evvel iki dostuz birbirimize karsi. 
Sadece erkek arkadaslarimi hem cinslerimden kiskanmadim ben. Annemi kardesimden kardesimi arkadaslarindan ve ailemi tum dostlarindan kiskandim. Mesela Arzu var liseye basladigin ilk yillarda genc fenerbahceliler tribununde tanidigim Ahsenin annesi. Ahsenle yillar bizi hic koparmadi. Aksine gun gectikce kuvvetlenen bir kardeslik elde ettik. Annesi ile de annem cok yakin arkadas oldular. Ve ben arzuyu ata dogana kadar kiskandim.. cunku annem bana kalan tek ebeveyndi. Paylaşmak  olmazdi. Ama cok istedim evlenmesini. Biz gencler evin yavru kuslariyiz nihayetinde. Ucup gidince yanliz kalmasini hic istemedim. 
O evlenmedi. Istemedi. Belki de bizim yuzumuzden nasip olmadi. Kim  baskasinin iki cocugunun sorumlulugunu tasimak isterki ? Babalari dahi istememisken usteliK. Annem keske evlenseydi de yanliz oldugu dusuncesi paralamasaydi icimi. 
Annemehep can yoldasi oldum. Bosandiklari gunden beri. Zamanla anne kiz iliskisinden cok iki arkadas olduk. Sirlar sorunlar hep birbirimize acildi. Nagehanla dertlesip beni almadiklari zamnalar cok kizardim. Tabi oldugun gibi kalmadim. Buyudukce iceri yollandigim konusmalara dahil oldum. Simdi ki uzun suredir de en yakin arkadasiyim annemin.  
Belki anne kiz iliskimizi korusaydik daha az kirici olabilirdim ona karsi. Hic gozden cikarmadim tabi ama kenara itip diledigimi yaptigim cok oldu. 
Hayatim %50 iyi ki % 50 keskelerim ile ayrilmis durumda. Bir yerde insanin kendine yapabilecegi en buyuk kotulugun keske demek oldugunu okumustum. Ama elde degil. Bir daha ki sefere diyemedigim seylerle dolu gecmisim. 
Mesela ;
keske babami zorla karsima oturtup istemiyor ise benim ile ilgilenmemesini ama kardesime sahte de olsa seviyormus ilgileniyormus gibi davranmasini soylerdim
mesela ; 
disci fobimi yillar oncesinde yenip bir cok tatilim de aglamadan takilabilmeyi isterdim.
mesela ; 
Sigaraya okadar cabuk baslamazdim
mesela ;
asik olmayi okadar cabuk ogrenmek istemezdim
mesela ; 
kendimi severek yasamayo ogrenirdim.
olmadi. 
Kendimi de sevmedim o gecis evrelerinde. 
Ortaokulda bir cok erkegin pesimde kosmasi uzerine tum kiz arkadaslarim bana dusman oldu. Hayir komik tarafi hic biri de umrumda degildi kizlarin. Biri bi toka alinca hepsi aynisindan alirdi.
hele bi Ezgi vardi.Son 2 sene katildi bizim sinifa sanirsin ingiltere kraliyet ailesinden gelme. Bir havalar bir havalar. Evine de gittim oyle bahsettigi gibi de degil hani durumlar. Belki de o zamanlardan geliyor bu hem cinslerime karsi olan sevgisiz ve guvensiz yanim. 
He guvendigim isimlerde oldu tabi ki.
su an bile kosa kosa gelemesede saatlerce telefinu kapatmadan beni sakinlestirebilecek isimler biliyorum. Dilhan gibi.
oda oksan sayesinde  tanidigim guzel kalpli kardesim.
her ozel günümüzde  yanyana olmadik belki ama su an arasam sanki daha bugun berabermisiz gibi konusmaya baslariz. Birbirimizi aramadigimiz icin kirilip trip attigimiz zamanlar geride kaldi. 
Hayati ogrendik cunku. Herkesin o bahsedilen hayat telasini. Para kazanma aile iliskileri saglik sevgililer derken hayatimiz bir arapsaci aslında.  Nasilda ayakta durup yasamayi beceriyoruz hayret dogrusu. 
Ergenlik donemlerimde barlarin onunden gecerken cok kiskanirdim insanlari. Bende gitmek istiyorum ne zaman buyuyecegim diye yirtinirdim.Ersin enistem 18 ime geldigimde kimligimi boynuma kolye gibi asmami ve her mekana girmemi soylerdi. Kimligimi asmadim boynuma ama cok yere gittim. Cok gezdim eglendim gordum. ..
ya zamaninda cok gezip doydugum icin ya da bilmeden annelik duygusunu cok oturttugun icin ustume simdi bi mekana gitsem yarim saat sonra evim evim diye atarim kendimi mekandan disari.kaldirmiyor kafam eski muzikleri tepinmeleri. Tun kadinalr guzellik yarisi icinde . Bazisi kimi kafalarim derdinde.
iste bu yuzdendir ki en sevdigim sey suan yaptigin sey. 
Bir basima herkes yatinca kahvemi sigarami icmek. Bazi geceler biralarim yada sarabim eslik eder bana. 
kendisi ile mutlu olmayi ogrenebilmeliymis demekki insan. Ne yazikki bizler bunu yasayarak ogreniyoruz hersey gibi. 
Belki de en guzeli budur. 
Yasamak.
Neden yasaklanmis bahcelere ah ederek gecirelim ki hayatimizi. 
Tad almadan ne anlami kaliyor ki o yaslarin. 


18 Haziran 2015 Perşembe

günümüz Haziran'i

Ben oldum olalı  şu seyahat hazırlıklarını sevmem. Eşyaları kombinle takısı ayakkabısı şuna şu saç yapılır ya şu ojeyi bulamazsam derken 2 haftam kafadan harap oluyor. Bide kilo aldım tabi. Şimdi hiç bir şeyi yakıştıramıyorum. Gezmek mi ?asla! Koca kıçıma tayttan başkası olmaz oldu. Bir de ayak bileklerim incecik. pet şişeye sokulmuş fil yavrusu gibi duruyor. Hele doğum çatlaklarından sonra giyilemeyen bikiniler. Ah salak üreticiler. Gün gectikçe daha da güzellerini üretip kendime olan öz güvenimi sıfırlıyorlar. Mayo giysem koca kıçımla beraber sırtımda kilo almış..
mina suratım güzel olduğu için  kilomun göze batmadığını söylese de kendimi onun kadar ince olduğum zamanları hatırlatıp ağır depresyona sokuyorum. 2013 ve 2014 yazında Ata daha bebek sayıldığı için birazda " yea ben yeni doğum yaptım ondan bu kilolar " diyerek kandırdım kendimi. Zaten evde ailemle olmak kadar hiç bir şey  rahatlatmıyor beni. Önüme altın külçeler ser ben yine de ya evde otursak daha güzel olmaz mı diyorum Ata doğdu doğalı. Eh çocuk bakmak en az doğurmak kadar zor. Her evresi ayrı dert...
yeni doğduğunda anneme anne yeeaaa bu çok uyuyor hiç sevemeyecek miyiz diye ağlıyordum.. sonra babaannemin gelirken getirdiği yaprak sarmalarının gazabına uğradım ve kolik dönemine geçtik. Tam 8 ay ! Hiç uyumadığım günler geceler minnak bir bebek. Annem de sağ olsun doğumuma 2 ay kala Bodrum'a taşınma kararı aldı. Bu biraz imalı bir durumdu. Onca sene taşınma sen kalk ben doğururken taşın. Kaçtı hatun resmen. Ona rağmen ilk 32 gün bizde kalması gözlerimi yaşarttı.
Yaşadığım şehirde teyzemlerin yazlığı var ara ara geliyorlar. Lakin teyzem panik bir kadın Ata gık dese Gizem Gizem koş Ata ağlıyor diyor. Yani bırakıp biraz dinleneyim desem zor. 
2 senedir de Bodrum' a her gelmeye hazırlandığımda annemden tonlarca söz alıyorum Ata' ya sen bak ben dinleneyim tamam mı diye . Her seferinde tamam dese de 47 yaşında kadın çıkıyor  bir şeyleri.  Zaten uyku sorunu var uyumak nedir unutmuş vaziyette..
bu sene de 2 hafta sürdü valiz hazırlığım.. eh iki kişilik hazırlanıyorsun bir de. Benim giyeceklerim kadar Ata'nın kiler de çok önemli. Kendime bu yıl bakım malzemelerim ve temel bir kaç kıyafetim 2 ayakkabım dışında bir şey  getirmedim. Zayıflayıp almanın  mutluluğunu yaşamak  istiyorum artık. Bedenim bu kilolara alışık  değil  zor taşıyor  ayaklarım.
Fakat komiktir Ata'ya ben dahil olmak üzere Sema teyzem annem toplam 9 çift  ayakkabı  almış getirmişiz..
evdeki son günüm  son toparlanmaları yaparak geçti.  Öğle saatlerinde vefalı kardeş Mina çat kapı geldi. Saçlarımı yaptı  , makyaj kaş derken ruhuma iyi gelen bu yüzü aklıma kazıdım. Bazen pekte memnun olmadığı  bir şeyden  bahsederken üst dudağını şişiriyor mesela. En az 10 kez sarılıp seni özleyeceğim ne olur çabuk gel diyor. Onun tarafından  sevildiğimi anlamamak aptallık olur. 
Ama vefalı insanlar işte bunlar. Annesi Ayşegül ile 3 numara Ezgi de o sıcakta minibüs gelmemesine rağmen bizim iğrenç yokuşumuzu çekip 10 dakalığına vedaya gelmişler. ne şans ama ! Değer verenler bir yolunu elbet buluyor. Bu arada 2. Numara Esra var bir de. Olgun yüz hatları kumral uzun saçları ön dişi kırık. 15 yaşlarında. Ilk gittiğimde Esra yoktu. Sonraki gidişimde karşılaştık. Beni sevmiş olacak ki oturup masa da karşıma  muhabbet etmeye başladı. Oek sevmezmiş halbuki öyle geçip yeni tanıştıkları ile sohbet etmeyi. Gülerken gözlerini kısıyor. gamzeli yanakları elmacık kemileri ile bulusuyor iyiden iyiye. Onu da bekledim vedaya gelir diye. Lakin durumlar iç dünyasında biraz karışıkmıŞ. Olsun varsın yola çıktığımda attığı o sevgi dolu uğurlama mesajı gelmiş kadar olmasını sağladı.
ben evimden ayrılırken içim  hep bir buruk oluyor.
derler ya gidipte dönmemek dönüpte bulamamak heh işte tamda bu yüzden. Kendime ait tek yerim orası. Rahat hissediyorum.  Istediğim gibi yatıyor istediğim yemeği yapıyor istersem duştan saatlerce çıkmıyorum. Ama başkasında öyle mi ?!
annenin evi bile olsa uçuo gitmişsin oradan. Eskisi gibi benimsetmiyor o ev kendini sana. kendi odan yok , sabah kalkar kalkmaz Ata'yı bırakabildiğin Süleyman yok .. 
zor şey yani evimden ayrılmak. Bazen bunalıp eskisi gibi çantamı alıp başka şehirlere gitme özgürlüğümü aramıyor değilim. Ver elini sinop peh ! Ne tatiller ne tatiller.
özgür olmak güzel şey. Kendin için yaşAmak ama sadece kendin...
şimdi  daha mutluyum. mutlukuğundan mutluluklar doğurduğum bir evladım var çok şükür.  Ama anne olmak esir olmak değil ki. Özlemlerimi dile getirdiğimde bana deliymişim gibi bakan insanlara deli oluyorum. Bir de o itici " ay hepimiz çocuk  baktık kolay mı sandın sen öyle" demeleri ! Al eline bıçak  hepsine Harakiri  yap.Ama yapmıyorum  işte. Anlatmaya çalışıyorum. Bunalmış olmam çocuğumu sevmediğimden değil bitmişliğimden. Hayatımda sadece çocuğuma bakmadım ki ben. Tek derdim uykusuzluk da değildi. 
Kimse neyin var demediğinden ara ara ettiğim isyanlara şımarıklık olarak bakıyorlar.birine birşey anlatıyorsam kısacası dertleşiyorsam o benden daha dertli çıkıyor konuşmanın sonunda. Ağrım varsa onların daha çOk var. bir de çok mutluysam mesela.... ya mutsuzlukları ile herşeyi ağzıma sokuyorlar  ya da daha da mutlu olduklarını anlatıp kendi mutluluk seviyemi incelememe sebep oluyorlar. 
Ata da bir garip çocuk. Seyahat edeceğimizi anladığı zaman uyumuyor. Üstüne size kolay görünen bana zulüm yol.
kocaeli - Sabiha Gökçen  Havaalanı sağolsun ki Ferhat abi sayesinde 1 saat 15 dakika civarı sürüyor. 1 2 saat önceden orada olacaksın. Ata annem ben yemek yiyerek arada terasa geçerek bunu da atlatıyoruz. Son anlarda Ata sıkılıyor haklı çocuk tüm havaalanında kovalamaca başlıyor. Uçakta sana yaptımı 50 dakika rötar. . Oh ne ala !!
Milas hava alanına gitmek 50 dakika valiz al falan derken 1 saat ne etti 6 saat ! Ordanda annemin evine geçme faslı var. Normalde havaş ile Bodrum ordan gündoğan oradan da annemin evine gitmek gerek  boyle toplarsak en az 3 saatte bu etti 9 saat.
eheeeey be ! Tabi ikidir sevgili kayın biladerim alıp eve götürüyor da sayesinde maksimum havaalanından çıkınca 1 saate evde oluyoruz. 
Diyeceğim şu ki seyahat zor zanaat. 
Hele öyle çoluk çocuk falan ı - ıh ! evindekinden daha çok koşuyorsun başta. Pahalı memleket bir de. 
Sevmiyorum ben öyle  uzun süre kalmalı şeyleri artık. Haklı gerekçelerimde olduğuna göre  en temizi her fırsat bulduğumda kitap okumak. 
Ancak o zaman dinleniyorum çünkü  onu fark ettim. Deneyin derim..
seyahat ederken kombinlemeyin eşyalarınızı  artik benim gibi. olmuyor 20 oarçanın 9 u giyilmiyor.hatta o 9 parça belki hić giyilmemiş bile olabilir. öyle almışız zamanında  ama. Tipide cazio değil . Korkma tatlım tek değilsin bende yaşıyorum  aynısını.  
Günümüz  tatili haziran aynın  15inde başladı.  Yaklaşık  2 aylık bir serüven. 
hayırlısını dile Gizem  hatta çok dinlenio kilo vereceğine odaklan. Çok tatlısın.
öptüm

6 Haziran 2015 Cumartesi

Melek Kanatları

Hayatim da iyi kotu seyler yasamama sebep olan ve bunlari asla unutmamami saglayan bir cok insan var. Az degil 27 sene dedigimiz sey. Hele bir de hayati erken ogrenmeye basladiysan daha da iyi anliyorsun olaylari.
Melek halamın eşinin yeğeniydi. Annem ile babam evliyken de görüşürlermiş lakin benim hafızamda sadece boşandıktan sonrası var. Çiftehavuzlar da Melek'in eşi Nejdet'in iş yerinin üst katında ki kiralık daireye taşınmamız ile başlıyor hafızamda ki anılar. Tatile gidemediğimiz zamanlarda Bayramoğlu'nda ki yazlıklarına götürürdu bizi.
oğlu Arkın ile kardeşim yaşitti. Denize havuza beraber gider okul cikislari haftasonlari da beraber oynarlardi. 
Tatile goturdukleri bir yaz benim ergenlik donemimin tavan yaptigi bir donemdi. Baslarinin etini yemistim benim burada arkadasim yok ne isim var diye.
kucugum daha. Saniyorum ki her yerde arkadasim olmak zorunda. Yalnızlık buyuk korkum. 
Melek buyuk bir sabir ile benimle de ilgilendi. Zaten annem ile ben 1 2 gun kalip eve donduk. Annem haftasonu tatilinde idi. 
Melek Urfalı. Koyu tenli , kalın dudakli. Onu hep koyu kestane saclari ile gordum. Tarzini hic bozmadi. Bir sey anlatirken ellerini agzina goturup ifadelerde bulunmasi insani hayranlikla izlemeye iterdi.agzindan hic kotu bir sey duymadim. Hep iyi seyler soylerdi bize. Esi ve oglu cildirttigi zamanlar bize kacar yakasini cekerek " biktim Funda biktim canimimi istiyorlar anlamiyorum" derdi. Ertesi gun yine gulumseyerek acardi kapisini. 
Ben lisede iken 2. Cocuguna hamile kaldi. HamiLelerin fali cikar kim dediyse Benim isin suyunu cikarmami saglamis ve hergun okul cikisi melek' e gidip fal baktirmama neden olmustu. 
Sevgililerim okul annemle atismalarim herseyi bildigi halde usanmadan bikmadan bakardi falima. Arada sancisi girip karnini tutardi. Ne guzel olurdu o an. Zaten melek gibi bir kadindi gozlerimin onunde bir cana daha can veriyordu.
bazi insanlar hayatiniza Hızır olarak girer. Kollarini kanatlarini sizin uzerinize serer. Bilirsiniz ki ne olursa olsun sizi koruyacak insanlar var. Guvenirsiniz. Herkes gitse onlar oradadir. Uzaktasinizdir ama can'sinizdir.
babamin ölüm haberini aldigimizda yine gozlerim onu secti ilk basta. Hastaneye gidiyorduk Burcu'da gelmisti yanimiza. Inonu caddesinde ellerimi yumruk yapip kitlemis dislerimi birbirine gecirnis titredigim bi anda melek'in cigliklarini hatirliyorum ellerini acin Gizem dislerini serbwst birak Allahim koru kizimi Gizem bana bak diye bagiriyordu. Ellerimi kardesimin avuclarina gecirdigimi fark edince kendime gelmistim. Canimin canini yakmamaliydim ya. 
Gecen sene Bodrum da beraberdik. HaYret bir sey hic yaslanmadi. Sadece belli hayat artik onu yormus. Gozleri daliyor surekli. Endiseli hayattan. Elleri koca bir yalnizligi sarar gibi hareket ediyor. Vucudu hala cok guzel. Teni saci hep ayni. Belkide insanin icine huzur veren budur. BildigiN insanin hic degismemesi. Seneler sonra bile ayni gulumsemesi. Ruhu yaslanmis ne olacak ! Bakislari ayni ya ! Hala atiyor ya kalbi iyilikle varsin dursun dunya ...

28 Mayıs 2015 Perşembe

soguktu oralar



kolay değildi aslında , yipratilmis özlemler doguran bir kadini teselli etmek. Suskunlugu ve caresizligi bogardi her gece. Peki gunduzleri ? Neydi onu bu denli uzen ? Bekledigi neydi? kendi bile bilmiyordu sorularinin cevabini. Ve bilmedigi cevaplari vermesini bekledi her merhaba dediginden..


Hassasti kadin. Yere dusen her yagmur damlasinda dolardi gozleri. Cocuklugu en ozlem cektigi seydi aslinda. Kimsenin onu suclamadigi affetmek zorunda kalmadigi yemek yemek disinda hic bir seye zorlanmadigi zamanlar hani !!
Onu uzen tek erkegin annesine vurdugu zamanlar ki babasi olmasini. Vurmasaydi ya babasi.. dagilmasaydi yuvasi. Sevgi icinde mutlu bir adam olsaydi tanidigi ilk adam.
Peki neden babasi gittikten sonra tum adamlar yipratmisti kadini ??

Bir sigara yakti.. sarabini doldurdu kadehine..

Mutfagin los isiginda onune serdi kactigi gecmisini. Kapili kapilar ardinda prangalar ile sakladigi tum gunahlar sacilmisti ortaliga. Zordu bunlarla basa cikmak.ama bu defa da olmazsa bir daha hic affedemeyecekti kendini. Kalbi bir daha eskisi gibi heyecan icinde atmayacakti. Kelebeklerin ucusmadigi bir kalp neye yarardi ki vucutta atsa ? ölse daha iyiydi ya !!

Duydugu tek ses sigarasinda ki tutunlerin hisirtisiydi. O bile birseyleri hatirlatmaya yetiyor bir derin nefes daha aldiriyordu. Gulumsedi hafif bir dudak hareketi ile. Sokakta oynarken ki zamanlari geldi aklina.erik agacina tirmandigi mahalledeki cocuklarla misket oynadigi 6 7 yaslarindaydi hani. Annesi babasi ve henuz 2 yaslarinda ki kardesi.. disaridan bakilinca imrenilecek derecede ki guzel olan ailesi. Kapilar kapaninca annesinin isyan eden bagirislari babasinin siddet ile annesine saldirislari.bir gece cok sevdigi barbie sinin ayagi cikinca babasina goturdugu ani animsadi. Salonda los bir isik vardi kare masanin komidine donuk kisminda alkol ve sigarasini icen babasinin kizinin masumane " baba barbiemin bacagini takarmisin ?" Sorusuna ayagini ortadan ikiye kirip atmasi ile yikilan hayalleri. Nasilda severdi saclarinin yarisini kestigi sarisin bebegini. Belki bir cok defa yikmisti babasi hayallerini ama nedense en buyuk yaralari o gece acmisti yureginde..
Ufacik umut yuklu gozleri gozyaslari ile dolup tasmisti. Zordu hayat denilen sey belli.iyide neden dunyaya gelmesine sebep olan kisiler kirmaya baslamisti ki kalbini ? Oyunun kurallari sonradan mi yaziliyor du ? Yoksa rahme dustugu ilk andan bellimiydi sonu? Dedi kendi kendine..


Gozunden bir damla akan yasi sildi. Dik durmaliydi. Yillar once yasadiklari daha onlarca sene yipratamazdi onu. soguk iklimlerden gelen yorgun ruzgarlara alismisti artik. Sorgulamiyor yada anlamaya calismiyordu neden onu sectiklerini. Bir bildigi vardir ya bu denli ruzgarin. Gemisi kara vurmadigi yada su almadigi surece savasmaya hazirdi dalgalarla. ya da almaya baslamismiydi gemisi sulari .?

Karar verdi. bugüne geri donecek ve zamaninda sormaya korktugu her soruya cevap bulacakti. Soguktu oralar belli. Ama alisacakti. Ya donarak uyur gibi ölecek yada elleri soguktan yana yana.. vakit hesaplasma vaktiydi.
Biten kadehini doldurdu. O cok sevdigi sigarasini yakti. Ve beyaz bir sayfa acip aldi kalemi eline...
Sene 2014 zor zamanlar....