İzleyiciler

21 Eylül 2015 Pazartesi

Ve buyuyor kadin

Kizginim belki de ofkeli. Kime neye ve neden bilmiyorum. Cevap aramaya kalkinca dakalbimin 50 bin kisilik Yeniçeri  ordusu ile gozlerime hucum baslattigini hissediyorum. Insan gercekten kendi kaderini kendimi yaziyor ? Aslinda bize birakilan baskasinin yasadigi kaderin tohumunu buyutmek degil mi ? Mesela annem yanlis bir evlilik yapmasaydi o yanlis evliligin meyvesi olmasaydim cok baska yerde cok baska insanlarin kendi kaderini yazma meraki yuzunden bir baskasinin daginikliklarini topluyor mu olurdum ? Hic bir sey bizim kendi kaderimiz degil. Bize birakilan mirasi sekillendirmek belki de. Bir cok insanin hayatini etkiliyor verdigimiz kararlar. Bakkaldan aldigin her ekmegin o bakkali ayakta tutmasi gibi. Mesela babam sonrdan evlenmeseydi iki cocuk daha yapmasaydi ve bir sekilde bizim ile ilgilenmesi gerektigini anlasaydi o zaman babamin kendi kaderini yazma meraki yuzunden yapmış oldugum hatali yapmazdim. Garip olan su ki hic bir hatam icin pisman degilim.savruk umursamaz ve dolu dolu gecirdigim yillarin ve acilarin kucucuk bir kizi nasil olgun bir kadin yaptigini fark edemezdim o zaman.kendimden yaslarca buyuk insanlar ile dostluk yapamaz oqnlri anlayamaz ya da kendimi anlatamazdim. Hergun telefon ile mesafelere karsi koydugum olmadi belki baba korkusu ile 1 gece disari cikmak icin annemi kandirma cabarim veli toplantisina gelen babar ile babamin kurdugu erkek dostluğu  yada ozgurce yasadigim bir cocuklugum da yoktu. Varsin olmasindi zaten. Ben kucuk yasta anne olmayi ogrendim. Bir anla yada evlattan cok ebeveyn  oldum. Yuklenmis onca sorumlulugun altinda ezildigim gunlerim annem fark etmesin diye dile getiremedigim dertlerim de oldu. Baskalarjna kendk derdimi dokmektense hel baskasinin derdini dinlerken  buldum kendimi. Cok bunaldigim da annemi arayip yakinmak istedigim de onun agrilari sikintilari daha agir basti.nasilsin nasil hissediyorsun yemek yedin mi diye sorulmasini bekledigim telefonlari hep "ben iyiyim beni boşver  anlat sen" diye gecistirmek zorunda kaldim. Susarak ciglik attim. En buyuk dert ortagimin yanlizligim oldugunu fark ettigim andan itibaren kimseye kendiligimden telefon etmemeye basladim. Eskiden ozledigim dostlarima aileme gunaydin mesajlari atarken yavas yavas o mesajlarin ben atmadigim icin bana atıldığını fark ettigimde de cevap vermedigimi fark ettim.
Umursamaz ve sorgulamaz tavrimin yaninda  bir cok kisiye icimden sitem eden bagrislar ile yakardigimi gordum. Sessiz cigliklarimin fark edilmesini istemedim.istemiyorum da. Ben artik dayatma ile yapilan seyleri sevmedim. Bende ozledim hadi gelsene yerine ah haftasonu sendeyim o zaman denmesini bekledim. Iclal Aydin'in " sarkilar seni söyler " siirinin tam ortasinda buldum kendimi. Onunda mutfagi benimki gibi dert ortagiydi. Ve ben bir kere daha sevdim tanimadigim bu kadini. Bilmedigim gormedigim birinin de benimle ayni duygulari hissetmesi icimi acitti. Bana ozgu degildi iste bir bir sey. O kendimi buldugum sarkilardaki acilari baskalari da hissediyordu. Yazmisti bunu ve herkes dinliyordu artik.ve simdi daha az uyudugumu fark ettim. Sahi o sevdigin uykulari ne zaman biraktim ben ? Ne ara gece yataktan kalkip sigara icer oldum. Oglne yemeginde nescafe icecek kadar neydi icimi burkan.daha cok kitap okumaya basladim. Daha cok muzik dinledigimi fark ettim. Ya da artık insanların dertlerini onemsemedigimi. Yeni aliskanliklarim guzeldi iste. Yeni bir seyler ogrenmeme ve farkli dusunmeme sebep olan seyler yani. Sonrada bana iyi gelenin aynada ki yansimam oldugunu fark ettim. Ic sesim o kadar gercek bir dosttu ki acimasizca her an bir tokat gibi vuruyordu yuzume dogrularini hayatin. Artik bir polyana degildim iste. Bunu da almisti sonunda insanlar elimden. Halbuki ben ne kadar da mutluydum hayal dunyamda. Artik hayal kuramiyorum. Daha cok gercekler ile konusuyorum. Pembe panjurlu goblen desneli beyaz bir abians kurdugum salonumda turlu turlu kurabiyeler yaptigim bir tane tozun ucusmadigi hayal odam da karsiladigim o kucuk dunyam yok artik. En kotusu de ne biliyor musun artik pembeyi sevmiyorum